THE OTHER NAME OF LONELINESS İN EXILE: HASAN IZZETTIN DINAMO THE LONELINESS IN HASAN IZZETTIN DINAMO’S EXILE POEMS


ERTUŞ A.

Turkish Studies (Elektronik), vol.11, no.4, pp.347-356, 2016 (Peer-Reviewed Journal) identifier

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 11 Issue: 4
  • Publication Date: 2016
  • Journal Name: Turkish Studies (Elektronik)
  • Journal Indexes: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.347-356
  • Hakkari University Affiliated: Yes

Abstract

Hasan İzzettin Dinamo, is a poet of 1940s generation which Attila İlhan has called “section of custodians” and Mehmet Kemal has called “generation of sorrow”. Remembered as a symbol of resistance of tihis generation, Dinamo is a poet who had to struggle many problems. He had been in prison and was sent into the exile since he had written socialist poetries. The poet has experienced a great deal of loneliness and depression during his exile years. This depression and loneliness are due to the constant political pressures, financial problems, unfaithful friends and the judgmental gaze of the society to him. The poet has handled this lonely-full exile in his Exile Poems work. Dinamo, knowing that his poetries are his life’s mirror has found the salvation from the loneliness in those exile years in taking refuge in nature. The exile poems are the exhibition of the poet's nature nesting. Dinamo, being an example to the poets coming after him as a socialist poet even when looking for the ways to overcome his loneliness of exile, leaving himself to one side is a poet who can not get of himself worrying for his country and the country’s poor people. Although being otherized in the society, the poet did not give up writing his hope-despair, faith, dreams for the future and his social struggle. He has cried the demand of the freedom, anti-fascism, poverty, craving, loneliness, peace and opposition to war in his poetries. Irrespective of the concerns of the art penning in a plain language, the poet has also benefited from the opportunities of the singing the folk poetry. Dinamo could release the works just after 1960 that he penned after 1940The same one The reason is that the poet has the financial difficulties in addition to the constant political pressure on the socialist poets. The poet who also works in the novel kinds has primarily defined himself as a poet and kept his poetry in the forefront
Hasan İzzettin Dinamo, Attila İlhan'ın "fedailer mangası", Mehmet Kemal (Kurşunluoğlu)'in ise "acılı kuşak" olarak adlandırdığı 1940 kuşağı şairlerinden biridir. Bu kuşağın direnç taşlarından biri olarak anılan Dinamo, dönemi içinde birçok sıkıntıya göğüs germek zorunda kalmış bir şairdir. Yazdığı toplumcu şiirlerinden ötürü cezaevinde yatmış ve sürgüne gönderilmiştir. Şair sürgün yıllarında büyük bir yalnızlık ve bunalım yaşamıştır. Bu bunalım ve yalnızlığın altında sürekli siyasi baskılar, para sıkıntısı, vefasız dostlar ve toplumun kendisine yargılı bakışları vardır. Şair bu yalnızlıkla dolu bunalımlı sürgünlüğünü Sürgün Şiirleri adlı eserinde ele almıştır. Şiirlerinin yaşantısının aynası olduğunu bildiğimiz Dinamo, bu sürgün yıllarında yalnızlıktan kurtuluşu doğaya sığınmakta bulmuştur. Sürgün şiirleri şairin doğa ile iç içeliğinin sergisidir. Toplumcu bir şair olarak kendisinden sonra gelen şairlere örnek teşkil eden Dinamo, sürgünlükte yalnızlığını yenmenin yollarını ararken bile kendisini bir tarafa bırakarak ülkesi ve ülkesinin yoksul halkı için endişelenmekten kendisini alamayan bir şairdir. Toplum içinde ötekileştirilmesine rağmen şair, umut-umutsuzluğunu, inancını, geleceğe dair düşlerini ve verdiği toplumsal mücadelesini yazmaktan vazgeçememiştir. Şiirlerinde özgürlük istemi, faşizm karşıtlığı, yoksulluk, özlem, yalnızlık, barış ve savaş karşıtlığını haykırmıştır. Bunu da sanat kaygısı gütmeksizin sade bir dille kaleme alan şair, halk şiirinin söyleyiş olanaklarından da faydalanmıştır. Dinamo, 1940'tan sonra kaleme aldığı eserlerini ancak 1960'tan sonra yayımlayabilmiştir. Bunda toplumcu şairlerin üzerindeki sürekli siyasi baskıların yanında şairin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar da yatmaktadır. Roman türünde de eser veren şair, kendisini öncelikle bir şair olarak tanımlamış ve şairliğini ön planda tutmuştur